Aylar: Aralık 2013

Bebekle Amerika Seyehati – Uçakta 26 saat

Posted on Updated on

Yeni yıl dolayısıyla valiz hazırlayan birçok arkadaşım bebekle yolculuğun ipuçlarını soruyordu. Malum Özgür Rüzgar’la 2 aylıktan itibaren sürekli yollara düşüyoruz. Bu postta en çok sorulan soruları cevaplamış olayım.

bebekle yolculuk

En son 2,5 ay önce 15 aylık çocukla 13 saatlik Los Angeles yolculuğu yaparak kendi rekorumuzu kırdık. Rüzgar’ın geçen kış alınan Amerika vizesi benim cesaret edememem nedeniyle bir türlü kullanılamıyor, seyehat sürekli erteleniyordu. Sonunda sevgili dayanamadı ve “biletleri alıyorum gelecek ay gidiyoruz” diyerek noktayı koydu. Tatilin 4 şehir ve uzun araba yolculukları içermesi bir yana uçuşun 13 saat sürmesi beni gerçekten ürkütüyordu. Ama kaçarı olmadığından ben de oturup 13 saati planladım.

Uçak yolculuğunda en önemli şeylerden biri bence koltuk konumu. THY’de bebek sepeti diye birşey var. 9 kg’a kadar olan bebeklere rezervasyonla veriliyor. Her uçakta 3 tane oluyor, duvara asılıyor. Rüzgar 10kg olmasına rağmen biz rezervasyon yaptırdık. Duvara asıldığı için ön koltuğu veriyorlar otomatik olarak. Böylece çocuğun hareket edebilmesi için geniş bir alan oluşuyor. Öndeki insanları rahatsız ediyoruz tedirginliği yaşanmıyor. 

IMG_2879

Rüzgar pek sığmasa da uyku esnasında da rahat oldu diyebilirim. Uyku planını birazdan ayrıca açıklayacağım.

ruzgar'la ucak yolculugu

Yurtdışı uçuşlarda saatler önceden havaalanına gitmek, check-in işlemleri falan yorucu olabiliyor, özellikle de bizim gibi her defasında havaalanına son anda varan, hatta uçak kaçırma vak’alarını sık sık yaşayan insanlar için. Hele hele de yol arkadaşları bir bebekse… Clubfinans’ın  primeclass CIP servis ‘i uçuş öncesi bizi çok rahatlatıyor. Daha havaalanına girmeden bir hostes tarafından karşılanıyorsunuz. Sıraya girmeden, kuyrukta beklemeden özel X-ray’den geçiyorsunuz. Bagajlarınız “porter” tarafından taşınıyor. Check-in işlemleriniz ve Duty Free alışverişlerinizde bir görevli size yardım ediyor. Ödemelerinizi yine sıraya girmeden, kuyruklarda beklemeden Duty Free’deki özel kasada yapıyorsunuz.

bebekle tatil

TAV Comfort Lounge’ta ağırlanıyorsunuz. Ki yemek ve atıştırmalıklarının kaliteli olması bir yana sanırım Atatürk Havalimaninda çocuk oyun alanı olan tek lounge (diğerlerinde rastalamadım). Zaten bu loungelar da olmasa havaalanları çekilmez bence.

bebekle tatil

bebekle tatil

bebekle tatil

Ve golf arabası ile çıkış yapacağınız gate’e bırakılıyorsunuz. Gatede sıra beklemeden hemen uçağa alınıyorsunuz.

bebekle tatil

Uçakta kimseyle gözgöze gelmemeye çalışarak yerleştim resmen. Sanki herkes bir bebek görünce “eyvah yolculuk nasıl geçecek” diye içinden de olsa söylenecek gibi geliyordu. En azından anne olmadan önce ben öyleydim. Ben ne kadar gerginsem baba ve oğul da aksine rahattı. Yerleşir yerleşmez Rüzgar legolarını çıkarıp oynamaya başladı. Çocukken oynamaktan hoşlanmadığım legolar meğer asrın icadıymış. Her yerde hayat kurtarıyor.

Ve tabiki arabaları,

Ne işe yaradığını anlamadığımız ama Rüzgar’ın bayıldığı bu renkli dotları

Sesli kitapları

Çıkartma kitaplarını

Boyaları

Baskı aletlerini 

Katkısı az olsa da tv ve ipad‘i (özellikle de araba yolculukları sırasında ne kadar önemli olduklarını bir kez daha anladık. Tv izletmediğimize pişman olduk.)

bebekle yolculuk

En önemlisi de birlikte yapıp oynadığımız parmak kuklaları unutmamak gerek.

Çok fazla yer kaplamayan bu can kurtaranlar gidiş dönüş 26 saat boyunca Rüzgar’ın sıkılmadan meşgul olmasını sağladı. Dönüşümlü olarak hepsiyle oynadık. Sıkıldığını farkettiğim zamanlarda da biraz dolaşmaya çıktık.

Yemek konusunda zaten problem yaşadığımız için yanımıza en sevdiği, besleyici olmasa bile midesini doldurup aç bırakmayacak, taşınması kolay şeyleri aldık. Bisküvi, dut, muz, çubuk kraker, elma, sebze püresi gibi. Aventin saklama kapları bu konuda son derece kullanışlı oluyor.

Bir de boba ve şu önlüğü unutmayalım =)

bebekle yolculuk

Eskiden bir sırt çantasıyla gezerken şimdi uçağın ıssız bir adaya düşme ihtimalini bile düşünüyorsunuz. Neticede haliniz…

cocukla yolculuk

En fazla sorunun geldiği uyku ve jetlag konusuna gelince;

Ben Los Angeles ve Türkiye’ deki uyku saatlerini birbirine adapte etmeye çalıştım. Gidişte %100 tuttu. Uçağa bindikten 2 saat sonra her zamanki saatinde öğle uykusunu uyudu. Akşam uykusu ise Los Angeles saatiyle öglen 11-12’ye denk geliyordu. O nedenle gece uykusu gibi değil Los Angeles’a göre ögle uykusu olarak 3 saat uyuttum. 16.30 da toplam 5 saat uykuyla uçaktan dinç bir şekilde indi. San Diego’ya vardığımızda akşam olduğundan normal saatinde gece uykusu uyudu.  Böylece tatil boyunca jetlag sorunu yaşamadık.

Dönüşte ise uçakta herşey planladığım gibi gitti. Uçağa akşam bindik ve bindikten 2 saat sonra 6 saat gece uykusu uyudu. İstanbul’a aksam üzeri döndük ve gece tekrar gece uykusu uyudu. Sabah normal saatinden biraz erken uyandı o kadar. Fakat ben jetlag olup öglen uzun süre uyuyunca o da benimle uyudu ve 10 gün sürecek olan uyku kabusu başlamış oldu.

Ama itiraf edelim ki gidişteki düşük sıcaklığı, dönüşte inişe gecerkenki kısa süreli ağlamayı saymazsak oldukça rahat bir yolculuktu. Diğer büyük çocuklar bile ağladığı için tüm yolculardan ve kabin ekibinden alkış aldık. Hatta kitap bile okuyabildik .

Tatilin en zor kısmını anlatmış bulunuyorum. San Diego, Los Angeles, Pacific Highway, Malibu, Santa Barbara, Monterey, San Francisco, Carmel, Santa Monica ayakları da artık başka bir posta.

Zen…

Reklamlar