Rüzgar’la yaşam

Emzirme ve Ötesi

Posted on Updated on

zendunyasi, emzirme

Bir süredir memeden kesme üzerine sorular geliyor. Bu benim için öylesine zorlu bir süreçti ki neresinden başlayıp yazacağımı bilemedim. En iyisinin baştan başlamak olduğuna karar verdim.

10 saat sancı çekmeme, annemin ne olur sezeryane alın diye yalvarmasına rağmen direnip normal doğum yapan biri olarak emzirmenin sorun olabileceğini hiç düşünmemiştim. Öyle ki bunun sorun olduğundan bile haberim yoktu. Bebeği kucağına alırsın ve emzirirsin; herşey işte bu kadar basittir. Bütün filmlerde öyle oluyordu. Hiç kimse de bana deneyimini anlatmamıştı. Hem ben doğuma hazırlık kurslarında gayet iyi ders dinleyip, bütün konulara çalışmıştım.

Bizim için de herşey çok normal başladı.  Özgür Rüzgar çok sağlıklı, cin gibi bir bebekti ve çok iştahlıydı. Sürekli emmek istiyordu. Kursta “3 saatte bir mutlaka emzirin” denmişti, hemşiremiz, doktorumuz hepsi öyle söylemişti. Yani arada sırada da olsa 3 saat emmeden dayanabiliyor olması gerekiyordu. Ama Rüzgar’ın kucağımdan yatağına konmaya bile tahammülü yoktu. Ve daha 2. hafta meme ucu çatlağı oldum. Herkes yine de emzirmemi söylüyordu. Emzirmemek için annemle, Özgür’le kavga ediyordum. Sağarak vermeyi tercih ettim, hamileyken Amerika’dan güçlü elektrikli bir pompa almıştım. Ama  sağmama rağmen yine de mastit oldu. Herşey gitgide kabusa dönüyordu. Filmlerde bu sahneler hep soft ve romantikken ben baya baya acı çekiyordum; hem fiziksel, hem ruhsal… Daha 1 ay olmadan bir de sütüm azaldı tam oldu…

Doktorumuz günde 3×30 cc mama verdi. Herşeyin en kötüsü işte buydu. Daha el kadar, bebeğime yapay mama verecektim, daha yeni oluşan hücrelerinin yapı taşı yapay mama olacaktı.  Ne seneryolar yazdım kafamda anlatamam. Ona mama verirken ne kadar ağladığımı, nasıl acı çektiğimi bir ben bilirim. En doğal, en organik, en güvenilir mama hangisi nerden bilecektim, sütüm nasıl artacaktı hepsi ayrı ayrı problemdi. Tez çalışır gibi araştırıyordum. Herkese ne kadar sütün var, ne yiyorsun, ne içiyorsun, ne kadar mama veriyorsun diye takıntılı bir şekilde sorup duruyordum. Bu konuda sosyal ağlarda emzirme gibi konularda ahkam kesen kişilerin aslında hiçbir şey bilmediğini gördüm. Aç olduğunu düşünmüyorsam mama miktarını 2’ye 1’e düşürüyordum. Uyuduğu saatlerde hastane tipi pompayla sağıyordum. Mamayı da memeden uzaklaşmasın, kolaya kaçmasın diye kadeh ve kaşık biberonla veriyordum. Bu arada sütümü arttıran en etkili şey de Amerikan ve İsveç sağlık sitelerinde okuduğum malt tabletleri oldu.

emzirme

Birkaç hafta daha böyle giderken, mamayı neredeyse kesmişken Rüzgar birden memelerden birini almak istemedi. Problemler bitmek bilmiyordu. Benimle aynı dönem doğum yapan Amerika’lı bir bloggerın yazısında bir biberon görmüştüm. Memeyi reddeden kızının tekrar emmeye başladığını anlatıyordu. Arayıp buldum o biberonu ve işe yaradı sanırım.

3 ayın sonunda artık nihayet mamayı kesmiş düzgün bir şekilde emziriyordum. O ilk 3 ayın acısını çıkarırcasına 22 ay da fazlasıyla, ne zaman isterse, nerde isterse emzirdim. En şık restoranlarda, partilerde, Alaçatı’da sorf yaparken boarddan inip, Carmel’de herkes romantik bir şekilde okyanusu seyrederken, Bozcaada’da gün batımını izlerken, La Jolla’nın sosyetik insanlarının içinde, Malibu’da board üzerinde…  Bakışlara hiç aldırmadan….

zendunyasi

Ama öyle bir noktaya geldik ki herkes Rüzgar’ın yeme, uyku sorunlarını emmesine bağladı; doktorları bile. Hiç emzik almamıştı ama beni emzik gibi kullanıyordu. Hem doktorumuz Demet Hanım hem destek aldığımız Norma Razon birden değil azaltarak kesmemizi önerdi. Memeden kesme gündeme geldikten sonra 4 ay direndim, yapamadım. Bıraktığımızda bebeğim büyüyecek gibi geliyordu, aramızdaki o tarif edilemez bağ kopacak gibi geliyordu. Emzirirken ki sohbetlerimizi bir daha yapamayacaktık.

Ve bir gün Özgür gelip İtalya’ya gidiyoruz tatile dedi. Roma-Floransa-Toscana tatili planlamıştı; “Rüzgar’sız”… Biz İtalya’ya gideceğiz, Rüzgar annannede kalacak, böylelikle doğal olarak memeden de kesilecekti. Sonlara gelmistik artık, her defasında bu anları bir daha yaşayamayacağız diye hüzünleniyordum. Alanya’ya gittik anneme, ben ilk gün yapamadım, hazır değildim. 2. gün gece uzun uzun seyrettim, ağladım ve çok hüzünlü bir şekilde sabah emzirdikten sonra bir daha vermedim. Annanne ve teyze denizde, plajda, sokakta oyalamak için ellerinden geleni yaptılar. Ne zaman istese dikkatini dağıttık. İlk gün koşturmayla ne olduğunu o da ben de anlayamadık. Göğüslerimi sargı beziyle sıkı sıkı sardım, hiç medikal birşeyler kullanmadım, sıvıyı çok az tükettim, süt yapıcı şeyleri yemedim. Zor olan gece ve 2. gün oldu. Artık çok fazla süt birikmişti mecburen biraz biraz sağdım. 3. gün süt pompam ve ben Roma’daydık. Aklım hep Rüzgar’daydı. Özgür de ben de nerde çocuk görsek duygusallaşıyorduk, pusetlerdeki bütün çocukları sevmek istiyorduk. Her telefon görüşmemizden sonra kötü oluyorduk. O da annanne, teyze, büyük teyzeyle çok iyi zaman geçirse de beni çok özlemiş.  Döndüğümüzde artık emme durumu sonlanmıştı.

Evet herşeyi sabit tutup sadece 1 şeyi değiştirmek gerek. Doktorumuz da ısrarla bunu söyledi ama biz başka türlü bu süreci atlatamazdık. Döndüğümüzde acaba bir travmaya neden olduk mu diye Bülent Madi ve Aslı Sazcı ile de görüştük, içimiz rahatladı.

Bizim için bir dönem böyle kapandı. Evet rahatladım ama ne yalan söyleyeyim bazen çok özlüyorum. Emzirirken ki fotograf ve videolarımızı izleyip özlem gideriyorum…

Zen…

Reklamlar

Bebekle Amerika Seyehati – Uçakta 26 saat

Posted on Updated on

Yeni yıl dolayısıyla valiz hazırlayan birçok arkadaşım bebekle yolculuğun ipuçlarını soruyordu. Malum Özgür Rüzgar’la 2 aylıktan itibaren sürekli yollara düşüyoruz. Bu postta en çok sorulan soruları cevaplamış olayım.

bebekle yolculuk

En son 2,5 ay önce 15 aylık çocukla 13 saatlik Los Angeles yolculuğu yaparak kendi rekorumuzu kırdık. Rüzgar’ın geçen kış alınan Amerika vizesi benim cesaret edememem nedeniyle bir türlü kullanılamıyor, seyehat sürekli erteleniyordu. Sonunda sevgili dayanamadı ve “biletleri alıyorum gelecek ay gidiyoruz” diyerek noktayı koydu. Tatilin 4 şehir ve uzun araba yolculukları içermesi bir yana uçuşun 13 saat sürmesi beni gerçekten ürkütüyordu. Ama kaçarı olmadığından ben de oturup 13 saati planladım.

Uçak yolculuğunda en önemli şeylerden biri bence koltuk konumu. THY’de bebek sepeti diye birşey var. 9 kg’a kadar olan bebeklere rezervasyonla veriliyor. Her uçakta 3 tane oluyor, duvara asılıyor. Rüzgar 10kg olmasına rağmen biz rezervasyon yaptırdık. Duvara asıldığı için ön koltuğu veriyorlar otomatik olarak. Böylece çocuğun hareket edebilmesi için geniş bir alan oluşuyor. Öndeki insanları rahatsız ediyoruz tedirginliği yaşanmıyor. 

IMG_2879

Rüzgar pek sığmasa da uyku esnasında da rahat oldu diyebilirim. Uyku planını birazdan ayrıca açıklayacağım.

ruzgar'la ucak yolculugu

Yurtdışı uçuşlarda saatler önceden havaalanına gitmek, check-in işlemleri falan yorucu olabiliyor, özellikle de bizim gibi her defasında havaalanına son anda varan, hatta uçak kaçırma vak’alarını sık sık yaşayan insanlar için. Hele hele de yol arkadaşları bir bebekse… Clubfinans’ın  primeclass CIP servis ‘i uçuş öncesi bizi çok rahatlatıyor. Daha havaalanına girmeden bir hostes tarafından karşılanıyorsunuz. Sıraya girmeden, kuyrukta beklemeden özel X-ray’den geçiyorsunuz. Bagajlarınız “porter” tarafından taşınıyor. Check-in işlemleriniz ve Duty Free alışverişlerinizde bir görevli size yardım ediyor. Ödemelerinizi yine sıraya girmeden, kuyruklarda beklemeden Duty Free’deki özel kasada yapıyorsunuz.

bebekle tatil

TAV Comfort Lounge’ta ağırlanıyorsunuz. Ki yemek ve atıştırmalıklarının kaliteli olması bir yana sanırım Atatürk Havalimaninda çocuk oyun alanı olan tek lounge (diğerlerinde rastalamadım). Zaten bu loungelar da olmasa havaalanları çekilmez bence.

bebekle tatil

bebekle tatil

bebekle tatil

Ve golf arabası ile çıkış yapacağınız gate’e bırakılıyorsunuz. Gatede sıra beklemeden hemen uçağa alınıyorsunuz.

bebekle tatil

Uçakta kimseyle gözgöze gelmemeye çalışarak yerleştim resmen. Sanki herkes bir bebek görünce “eyvah yolculuk nasıl geçecek” diye içinden de olsa söylenecek gibi geliyordu. En azından anne olmadan önce ben öyleydim. Ben ne kadar gerginsem baba ve oğul da aksine rahattı. Yerleşir yerleşmez Rüzgar legolarını çıkarıp oynamaya başladı. Çocukken oynamaktan hoşlanmadığım legolar meğer asrın icadıymış. Her yerde hayat kurtarıyor.

Ve tabiki arabaları,

Ne işe yaradığını anlamadığımız ama Rüzgar’ın bayıldığı bu renkli dotları

Sesli kitapları

Çıkartma kitaplarını

Boyaları

Baskı aletlerini 

Katkısı az olsa da tv ve ipad‘i (özellikle de araba yolculukları sırasında ne kadar önemli olduklarını bir kez daha anladık. Tv izletmediğimize pişman olduk.)

bebekle yolculuk

En önemlisi de birlikte yapıp oynadığımız parmak kuklaları unutmamak gerek.

Çok fazla yer kaplamayan bu can kurtaranlar gidiş dönüş 26 saat boyunca Rüzgar’ın sıkılmadan meşgul olmasını sağladı. Dönüşümlü olarak hepsiyle oynadık. Sıkıldığını farkettiğim zamanlarda da biraz dolaşmaya çıktık.

Yemek konusunda zaten problem yaşadığımız için yanımıza en sevdiği, besleyici olmasa bile midesini doldurup aç bırakmayacak, taşınması kolay şeyleri aldık. Bisküvi, dut, muz, çubuk kraker, elma, sebze püresi gibi. Aventin saklama kapları bu konuda son derece kullanışlı oluyor.

Bir de boba ve şu önlüğü unutmayalım =)

bebekle yolculuk

Eskiden bir sırt çantasıyla gezerken şimdi uçağın ıssız bir adaya düşme ihtimalini bile düşünüyorsunuz. Neticede haliniz…

cocukla yolculuk

En fazla sorunun geldiği uyku ve jetlag konusuna gelince;

Ben Los Angeles ve Türkiye’ deki uyku saatlerini birbirine adapte etmeye çalıştım. Gidişte %100 tuttu. Uçağa bindikten 2 saat sonra her zamanki saatinde öğle uykusunu uyudu. Akşam uykusu ise Los Angeles saatiyle öglen 11-12’ye denk geliyordu. O nedenle gece uykusu gibi değil Los Angeles’a göre ögle uykusu olarak 3 saat uyuttum. 16.30 da toplam 5 saat uykuyla uçaktan dinç bir şekilde indi. San Diego’ya vardığımızda akşam olduğundan normal saatinde gece uykusu uyudu.  Böylece tatil boyunca jetlag sorunu yaşamadık.

Dönüşte ise uçakta herşey planladığım gibi gitti. Uçağa akşam bindik ve bindikten 2 saat sonra 6 saat gece uykusu uyudu. İstanbul’a aksam üzeri döndük ve gece tekrar gece uykusu uyudu. Sabah normal saatinden biraz erken uyandı o kadar. Fakat ben jetlag olup öglen uzun süre uyuyunca o da benimle uyudu ve 10 gün sürecek olan uyku kabusu başlamış oldu.

Ama itiraf edelim ki gidişteki düşük sıcaklığı, dönüşte inişe gecerkenki kısa süreli ağlamayı saymazsak oldukça rahat bir yolculuktu. Diğer büyük çocuklar bile ağladığı için tüm yolculardan ve kabin ekibinden alkış aldık. Hatta kitap bile okuyabildik .

Tatilin en zor kısmını anlatmış bulunuyorum. San Diego, Los Angeles, Pacific Highway, Malibu, Santa Barbara, Monterey, San Francisco, Carmel, Santa Monica ayakları da artık başka bir posta.

Zen…