zen anne oluyorrrrr

“Övgü Çocuklara Nasıl Zarar Veriyor?”

Posted on Updated on

compliment

Doktorunun söylediğine göre gelişimi döneminin bir hayli önünde giden Rüzgar, ailenin de ilk ve tek torunu olması nedeniyle fazlasıyla övgü alıyor. Belki de daha önce hiçbir çocuğun gelişimine tanıklık etmediğimden bana normal gelen davranışları, hareketleri evde, dışarda ilgi çekip alkışlanıyor. “ne var bunda, hep yapıyor” gibi bir tavır takındığımda çocuğuna ilgi göstemeyen, takdir etmeyen muşmula anne izlenimi yaratıyorum.

Son dönemlerde Rüzgar alkışlanmaya, “harikasın, süpersin, bravo Rüzgar’a” gibi övgülere o kadar alıştı ki, 2 kaşık fazla yediğinde, hep yaptığı yapbozu tamamladığında, birkaç lego fazla birleştirdiğinde hatta abartıp 2 çizgi çizdiğinde bile bunları duymak istiyor. Bu da beni endişelendiriyor.

Tam da bunları araştırırken gelen Özgür Bolat‘in kaleme aldığı yazı ilgimi çekti, sizinle de paylaşayım istedim.

ÖVGÜ ÇOCUKLARA NASIL ZARAR VERİYOR?

Yıl, 1957. Yer, Yale Üniversitesi psikoloji laboratuarı.

Prof. Curt Richter, fareleri tek tek içi su dolu kaplara koyuyor.

Fareler yüzerek kurtulmaya çalışıyor. Ama maalesef fareler yoruluyor ve boğularak can veriyor.

Prof. Richter, farelerin ortalama 15 dakika yüzdüğünü keşfediyor.

Deneyin ikinci kısmında, bir grup yeni fareyi tekrar suya bırakıyor ama bu sefer 15 dakika dolmadan önce kabın su miktarını artırıyor.

Su miktarı artınca fareler yüzerek kabın dışına çıkıp boğulmaktan kurtuluyor. Yani, Richter bu farelerde “Ben başardım” duygusu yaratıyor.

Daha sonra aynı fareleri tekrar su dolu kaba koyuyor. Sizce “Ben başardım” duygusuna sahip fareler, bu sefer ne kadar yüzmüştür?

Normalde 15 dakika yüzen fareler bu sefer tam 72 saat yüzüyor.

Neden?

Çünkü bu fareler biliyor ki başarı onların kontrolü altında. “Başarı benim kontrolümde” duygusu da çabayı ve azmi getiriyor.

Aynı şekilde bu duyguya sahip çocuk inanılmaz azimli oluyor. Övgü, çocuklarda “başarı benim kontrolümde” duygusu yaratır mı?

BAĞIMLILIK DUYGUSU

Sanılanın aksine övmek, çocuğun elinden kontrol duygusunu alıyor ve güçsüzlük duygusu yaratıyor.

Sürekli övülen çocuk ailesinin ya da öğretmenin yargılarına bağımlı hale geliyor. Kendi özdeğerlendirmesini yapamıyor. Kendi yargısını oluşturamıyor.

Değerlendirme işini övgüyü sunana bırakıyor. Ona bağımlı oluyor.

Bağımlılık duygusu da “Başarı ölçütleri benim değil, ailemin/öğretmenimin kontrolünde” düşüncesi yaratıyor.

Aile ya da öğretmen güzel derse mutlu oluyor, kötü derse mutsuz oluyor. Kendisini değerlendirme özgürlüğü elinden alınıyor.

SAĞLIKLI AYRILMA

Aslında bir ailenin en büyük görevi, kendine bağımlı olan çocuğu en sağlıklı şekilde bağımsız hale getirmek. Ama övgü bu bağımlılığı daha da artırıyor.

Yargıda bulunan taraf güçlü durumda oluyor. Aile çocuğu överek aslında bir güç dengesi yaratıyor. Çocuğa ben güçlüyüm, sen güçsüzsün mesajı veriyor.

Övgü bir nevi çocukları aşağılıyor.

İLİŞKİLER

Övgü aslında ilişkileri de bozuyor.

En fazla övgü sunan aileler, aynı zamanda en fazla eleştiren aileler.

Çünkü her ikisinin özünde de kontrol etme ve bağımlılık yaratma dürtüsü var.

Hatta bazı aileler çocuklarının utangaç olduğunu zannederken, onların arkadaşları arasında çok sosyal olduğunu gözlemler.

Neden? Çünkü çocuk ailesinin yanında yargılandığı (olumlu ya da olumsuz) için, çok konuşmuyor

VASAT İŞ BEKLENTİSİ

Sürekli övgüde bulunan aile ya da öğretmen bazen vasat işleri de övüyor. Bu da çocukta tavan etkisi yaratır. Yani çocuk “Benim sıradan işim övülüyorsa, benim yapabileceğim en iyi iş bu.” diye düşünüyor.

Ya da çocuk en üst sınırını biliyorsa ama vasat iş övülüyorsa, vasat işler yaparak durumu idare edebileceğini düşünüyor. Daha iyi yapmayı bırakıyor.

Peki, övmek yerine ne yapmalı?

TANIKLIK SİSTEMİ

Övmek yerine, sadece çocuğun yaptığını görmek ve onu söylemek gerekiyor.
Başka bir deyişle, Doğan Hoca’nın (Cüceloğlu) deyimiyle sadece ona tanıklık etmek gerekiyor.

“Bülent çok çalıştı” demek yerine, “Bülent bir haftadır odasında çalıştı” demeli.

“Çok” sözcüğü bir övgüdür. Ama ikinci cümle sadece tanıklıktır. Ben senin ne yaptığını gördüm, mesajı verir.

“Taylan çok güzel masayı topladı.” demek övgüdür, “Babası bak, Taylan masayı topladı.” demek tanıklıktır. Övgüsüzdür ve olanı olduğu gibi söylemektir.

Övgü çocuğun elinden kontrolü alır ve onu güçsüzleştirir, ama tanıklık kontrolü ona verir.

Kontrolü kendinde hisseden çocuğu da kimse durduramaz.”

ÖZGÜR RÜZGAR 1 YAŞINDA – canavar gibi bir doğum gününün ardından

Posted on Updated on

IMG_9912

Aylar sonra yeniden merhaba. Kötü bir blog yazari olarak sizden gelen talepler üzerine aylar önce Rüzgar’la oynadığımız oyunları, kaba ve ince motor gelişimini desteklemek için yaptığımız aktiviteleri yazmak için plan yapmıştım ama Rüzgar’la blog başına oturmak ne mumkun…

O nedenle geri dönüş Özgür Rüzgar’ın ilk doğum günü partisine kısmet oldu -ki o da 3 hafta gecikmeli…

Aslında bana öylesine uzak geliyordu ki 1. yaş… İlk başlarda hafta hafta sayıyordum 2 haftalık, 7 haftalık… Leap dönemlerini bekledim dört gözle; 40’ı çıksın, 3 ayı bir atlatayım, dur bir 6 aylık olsun falan diye… Ama bu 12. ay bana hep çoook uzaktı…. Sonra bir baktım minik tırtılım 11 aylık olmuş, doğum günü yaklaşmış…. Haliyle hiçbir party planı olmayan beni aldı bir telaş.

İlk adım olarak temayı belirledim, sizin de bildiğiniz üzere doğumdan itibaren deniz temasını kullanıyorduk, bu defada okyanus olsun dedik, kutlama havuz kenarında olacağı için çok da yaratıcı fikirler geliştirdik.

Tarihi de Özgür Rüzgar 24 Haziran doğumlu olmasına rağmen pazartesine denk geldiği için 23 ü olarak belirledik.

Sonra oturup takip ettiğim , bildiğim, tanıdığım partici, pastacı, kurabiyeci, süslemeci, hediyelik işler yapanlar, şekerlemeci ne kadar insan varsa kategori kategori liste yaptım. Partiyi kendi başıma hazırlayacak ne zamanım vardı ne de enerjim. İşi bilene bırakalım, eli yüzü düzgün bir kutlama olsun dedik. Sonra da oturup çalışmalarına hayran olduklarımı belirledim. Bunların başında da tabiki DREAMKIDDOH geliyordu. Kafamdaki fikirleri gerçekleştirebilecek başka kimse de yoktu zaten. Tek korkum zamanının olmamasıydı ki şansım yağver gitmişti tarih konusunda. Nilay İngiltere’den döner dönmez başlayacaktik hazırliklara.

Tam da bugünlerde malum nedenlerden dolayı benim hayatımın olduğu kadar ülkemin de en sıcak yazı başladı… Özgür Rüzgar’ın doğum günü de tam bu günlere denk geldi. Gururu, kızgınlığı, siniri, mutluluğu, hüznü, acıyı hep aynı anda yaşadık ve yaşıyoruz… Mehmet’i, Ethem’i, Abdullah’i, İrfan’i, Ali’yi kaybettik…. Canımızdan can gitti çocuklarımızı toprağa verirken… Anneler evlatlarını toprağa gömerken, nicesi yaralıyken, sakatken, gözaltında türlü işkenceye maruz kalırken hiç içimizden gelmedi bir party yapmak. Ben vazgeçtim. Bir süre ülke gündemi nedeniyle o kadar meşguldük ki aklımıza bile gelmedi tekrar. Ta ki olaylar hafifleyene kadar. Sonra “çocuğumuzun bu ilk yaş gününü kutlamayacak mıyız” dedik. Bunda bizden birkaç hafta önce çocuklarının doğum gününü kutlayan arkadaslarımızın da etkisi olmadı değil. Büyük bir parti değil ama sevdiklerimizle birlikte minik bebeğimizin ilk yaşını kutlayacağımız bir organizasyon planladık son anda. Veeee tema da değişti, tam da Özgür Rüzgar’a uygun olarak sevimli canavarlar oldu =)

Canavarların karakterlerini de belirledikten sonra Nilay sağolsun müthiş bir organizasyon çıktı sonunda, bu kısa sürede =)

Fotoğraflar doğumda olduğu gibi yine Gaye Yön’dü.

Minik canavarımızın ilk yaşında bizimle olan, arayan, soran, msj, mail, sosyal medya her türlü yolla kutlayan bütün herkese Özgür Rüzgar adına teşekkür ederiz…

Vee bu tatlı yorgunluğun sonrasında bize Çeşme tatili hediye eden sevgili… Sen harikasın…..

Detayları merak edenlere:

Davetiyeler bendendi =)

blog resim1

gönderilen ilk davetiye

ruzgar'in dogum gunu davetiyesi

doğum gününden 2 gün önce gönderilen hatırlatma

Doğum günü esnasında pek mümkün olmayabilir diye fotograf çekimlerine erken saatlerde başladık. Rüzgar malumunuz rüzgar gibi… Fotograf anlatıyor çekimler esnasında ne çektiğimizi=) Kendisini parti boyunca 2sn sabit tutmak, oturtmak mümkün olmadı.

IMG_0154

IMG_0083

Özgür Rüzgar’ın canavar arkadaşları =)

blog resim 3

Özgür Rüzgar ve onun monster çetesi…

IMG_9864

IMG_9825

Böylesine renkli ve eğlenceli ve harika bir doğum günüydü aynı Özgür Rüzgar gibi…

blog resim 5

“Happy Birtday Özgür Rüzgar”

IMG_9884

Misafirler için hazırlanan resimlerden bazıları

IMG_9906

Fotograflar yüklemekle bitmez, en iyisi tadında bırakayım=) İşte böyle, minik bebeğimin ilk doğum gününü tam da ona uygun olarak canavar gibi kutladık… Hayatının bu koskoca ilk 1 yılını geride bıraktı minik tırtılım… Önünde daha nice seneleri var… Ona her baktığımda sağlıklı, mutlu, şanslı çok güzel bir ömür diliyorum…. İyi ki geldin hayatımıza canım oğlum…. Seni çoook seviyoruz…

Zen

Hamilelikte 5. Ay

Posted on Updated on

Hamileliğinizin ‘ını atlattınız  ve 5. ayına üçlü test ile başladınız, ayrıntılı ultrason ve droppler ile devam edeceksiniz… Alın size zorlu bir süreç daha……. Ama ben bu zorlu süreç öncesinde bu ayın size ve bebeğinize getirdiklerine değinmek istiyorum.


Hamileliğinizin 5. ayında hissedecekleriniz;


* artık hamileliğinizi kabullenmiştirsiniz sanırım =)
* vajinadan gelen beyazımsı akıntı
* karın alt bölümünde ağrı ( rahmi yerinde tutan kaslar geriliyor)
* dişeti kanaması (diş problemlerini ayrıca anlatmak istiyorum)
* bacak krampları
* ayak bilekleri, ayaklar, eller ve yüzde şişme (şanslıyım ki bunu hiç yasamadım =) )
* kalp atışının hızlanması
* sırt ağrısı (pilates gerçekten iyi geliyor)
* klasikleşen kabızlık, midede yanma, hazımsızlık, şişkinlik, gaz… =) bunlara alışmış olmalısınız =)
* ciltte renk değişimi -ki bu da bana oldukça uzak =)
*veeeeeeee bu ayın sonunda belki de bebeğinizin hareketlerini hissedebilirsiniz…….


Bebeğinizin 5. ayda gelişimi


Bebeğiniz inanılmaz hızda büyüyor. 
– Bu ayın ilk haftası mevcut yapılar hızla gelisir fakat yeni yapı oluşmaz.
– İkinci hafta bebeğinizin ilk dışkısı bağirsaklarında toplanmaya başlar =) Kulaklar nihai konumuna gelmiştir ve endokrin bezleri birçok hormonu salgilamaya baslamıştır.
– Üçüncü hafta bebeğinizin cildini, iç salgı bezlerini ve duyularını koruyan kremsi verniks kazeoza oluşur.
– Bebeğinizi bazen hıçkırık tutabilir =) karnınızda 2-4sn de bir ritmik sarsıntı hissederseniz şaşırmayın =)
– son hafta kuzunuzun saçları, kaşları oluşmaya başlar =) Eminim sizin hayalinizde zaten oluşmuşlardı=) 
– Bebeğiniz bu ayın sonunda artık 20-25 cm ve yaklaşık 320gr kadar =)


5. ayda beslenme


*protein (günlük miktari 60gr)
*kalsiyum (1.000mg) (250ml yagsiz sutte 296mg, 1 bardak yogurtta 272 mg)
*potasyum (2.000mg) (avakado, patates, incir, muz)(potasyum destegi onerilmez)
*magnezyum (350mg)*fosfor (700 mg) (yeteri kadar protein ve kalsiyum aliyorsaniz  fosfor da aliyorsunuzdur)
*folik asit (folat in sentetik sekli folik asit, dogal sekli olan folasin e gore daha iyi emilir) (nohut, kurufasulye……)
*demir (min 30 mg) (kuru üzüm, kuru kayısı eğlenceli demir kaynaklarıdır)
*cinko (15 mg) (et, süt, tavuk, kuru baklagiller, kabuklu yemisler, yumurta sarısı)
*A vitamini (beta karoten icerir) ( sari, koyu turuncu, koyu yesil yaprakli sebzeler, kuru kayısı) (A vitamininin fazlasi toksik olabilir, bu nedenle en iyisi besin desteği yerine gıdalardan karşılayın)
*B vitamini (rafine edilmemis tam tahillardan, hatta kahvalti gevreklerinden alinabilir)
*B6 vitamini ( et urunleri, sut, yesil yaprakli sebzeler, patates,bezelye,  yulaf ezmesi, muz)
*B12 vitamini (sut ve sut urunleri, alabalik, sigir eti)
*fitokimyasallar (aromali otlar, baharatlar, tahillar, bakliyat, sebzelerde bulunur)
*biyotin (30mcg) (tam tahillar, karaciger,kuru baklagiller, findik, yumurta, karnibahar….)
*gunluk alinan kalorinin %50 si kadar karbonhidrat
*emilimi arttirmak icin C vitamini (idrar yollari enfeksiyonlarını da önler)
*daha fazla meyve, sebze !!!!!!!
*ceviz, findik gibi tohumlardan kaliteli yararli yag alinabilir
*K vitamini (65mcg)(kan pihtilasmasi ve kalsiyumun kemiklere cekilmesi icin) (lahana, karnibahar, yesil yapraklilar, mercimek….)
tuketin.
 
Zen’den tavsiyeler :



– Kendinizi sürekli yorgun hissediyor olabilirsiniz. Siz sık sık dinlenmenin bir yolunu bulun. Ve ne yapıyorsanız daha yorulmadan bırakıp ara verin.


– Sık karşılaşılan baş dönmeleriniz hatta baygınlığınız olabilir. 


* O yüzden yavaş yavaş ayağa kalkın, özellikle de sabahları. 
* Kan şekeri düzeyinizi korumaya çalışın. 
* Çok fazla giyinmişseniz, ısınmışsanız üzerinizdekileri hafifletin. 
* Arabada, otobüste pencereyi açıp biraz hava alın. 


Kendinizi bayılacak gibi hissettiğinizde;


* yere uzanın ve bacaklarınızı havaya kaldırın. 
* Yere uzanamayacağınız bir yerdeyseniz başınızı bacaklarınızın arasına alarak oturun. 
* Ya da bir dizinizi yere koyarak ayakkabınızı bağlıyormuş gibi yapın. 


Gerçekten bayıldığınızda kesinlikle doktora haber verin!!!!!!


– Bir de bel ve sırt ağrıları var…. Vücudunuz bebeğinize hazırlanıyor malum. hareketsiz olan kasık bölgeniz bebek geçişini kolaylaştırmak için gevşiyor, karnınız büyüyor ve iskelet sisteminizin dengesi bozuluyor. Bunun ustüne siz de “hamileliğimi duymayan kalmasın” diye karnınızı öne çıkarmaya çalışıyorsanız….. Hamileliği güçlü karın kasları ile karşıladıysanız ne ala, ama öncesinde buna ilişkin bir çalışmanız yoksa,


* Kilo sınırınızı geçmeyin
* Çok yüksek topuklu, yada çok düz ayakkabı giymeyin. 5cm’lik topuğun ideal olduğu söyleniyor.
* Ağır yük taşımamanız gerektiğini zaten biliyorsunuz. Taşiyacaksaniz belinizi bükerek eğilmeyin, kuvveti bacaklarınıza verin.
* Uzun süre ayakta durmayın. Ayakta bulaşık yıkamak gibi bir iş yapıyorsanız bir ayağınızın altına küçük bir tabure alın.
* Bacak bacak üstune atmayın
* 1 saatten fazla oturmayın
* Sert bir yatakta uyuyun
* başınızın üzerinde bir yere ulaşmaya uğraşmayın mümkün olduğunca
* Stresinizi yenmeyi ögrenin, zor olsa da….
* Ve kendinizi hırpalamadan, yormadan doğru egzersizi yapın.


-Benim gibi yüzüstü ve sırt üstü uyumayı seviyorsanız sizin için zor olacak ama artık sol tarafınıza yatmanız gerekiyor =( (sırt üstü yattığınızda rahminizin bütün ağırlığı sırtınızın, bağırsaklarınızın ve en önemlisi kanın vücudun aşağı kısımlarından kalbe geri taşınmasını sağlayan damarın üzerine biner.)


Zen’den notlar:


Göbek bağı bebeğiniz hareket ettikçe düğümlenmez, kendiliğinden düzleşir. Cünkü göbek bağındaki kan geçişi çok kuvvetlidir.


Plasenta tabiki koruyucudur. Çoğu bakteri plasentayı geçemez. Ama çoğu ilaç kolayca geçer. Dikkatli olun!!!!!!!!


Anne adayı Zen…….

Hamilelikte Üçlü Test – Alfa Fetoprotein

Posted on Updated on

Hamilelik süresince en stresli dönemler sanırım test haftaları. Test sonucları sonrası doktorunuzla görüşme anı son derece korkutucu oluyor. İşte o korkutucu testlerden biri de ikinci trimester dönemindeki üçlü test.  Annede alfa fetoprotein taraması olarak da bilinir. Görünen o ki 16-18. haftalar arasinda  yapılan bu test 11-14 arası yapılan ikili-üçlü testin yerini alacak gibi. 


Bebeğin ürettiği bir madde olan alfa fetoproteinin kanda ya da serumda yüksek çıkması, spina bifida (omurilik kanalı açıklığı) ya da anansefali (kafa kemiklerinin olmaması) gibi omurilik kanalı kusuru olduğunu gösterir. Aşırı düşük sonuçlar ise down sendromu gibi kromozom kusurlarının belirtisidir.


Bu testte dikkat edilmesi gereken gebelik tarihinin doğru girilmesi. Gebelik tarihi sanılandan büyükse ya da küçükse AFB anormal çıkıp korku yaratır. 


Peki alfa fetoprotein taraması nasıl yapılır? Sadece küçük bir miktar kan örneği ile yapılır =) Sonuçta anormallik varsa tekrarlanır. İki sonuç uyumluysa amniyosentez yada CVS yapılır.


35 yaş üzeri anne adayları için garanti olan direkt amniyosentez uygulanması olsa da doktor görüşune bağlı olarak önce üçlü test de yapılabilir. Anne yaşının artması ile down sendromlu bebek doğurma riski arasında annenin yaşı ile doğrudan bir ilişki vardır ve bu riskin en belirgin şekilde arttığı yaş ise 35 yaştır. Malum günümüzde 35 yaşın üzerinde gebe olan kadın sayısı sürekli artış göstermektedir. Dolayısıyla da bu tür tarama testlerinin uygulanması ve güvenilirliği gün geçtikçe daha çok önem kazanmaktadır. Hatta o şekildedir ki bazı uzmanlar 35 yaşın üzerindeki her gebeye amniyosentez uygulanmasının gerekliliğini savunmaktadırlar.


Biliyorum sonuçlardaki küçük problemler sizin için çok büyük korku oluyor. Biz de bu testlerde değil ama ayrıntıli ultrasonda bir problem yaşamıştık ve o süreçte yaşadığım korku ve endişeyi kelimelerle anlatamam……. Ama unutmamak gerekir ki bu sadece bir tarama testi……. Şunu bilin ki 100 kadından 3 ya da 4 ünde ilk testte bebeğin problemi belirleniyor. Geri kalanında AFP yüksekliğinin nedeni çoğul gebelik yada yanlış gebelik tarihidir. Her araştırmada değişen, kesin olmayan sonuçlara göre üçlü tarama testinin down sendromunu yakalama olasılığı yaklaşık %60 olup %5 civarında hatalı pozitif olma olasılığı vardır. Bu oranlar anne yaşı ile direkt olarak ilgilidir. 35 yaşın altındaki kadınlarda hatalı pozitif oranı %4 olurken down sendromunu yakalama oranı yaklaşık %50’dir. Beklenen doğum tarihinde 35 yaşın üzerinde olan anne adaylarında ise yakalama oranı %80 iken hatalı pozitif oranı %25’lere kadar ulaşmaktadır. 


Hekesin test sonucunun normal değerlerde çıkması, sağlıkla bebeklerine kavuşmaları dileğiyle….


anne adayı Zen…….



 

 




Kabızlık ve Şişkinlik

Posted on

“Hamilelikte Beslenme” yazılarımdan sonra gelen maillerde kabızlık ve şişkinlik soruları geldi. Ben de doğuma hazırlık kursu için evden çıkmadan önce bu konuya kısaca değineyim istedim.

 

Kabızlık, hamileliğiniz boyunca canınızı sıkacak bir problem. Benim de hamileliğim boyunca yaşadığım  sorunların başında sindirim sorunu geliyor.  Oyle ki, her kontrolde doktora söyledigim tek şikayet bu neredeyse. Ve doktorum her zaman ki sakin ve alışmış ifadesiyle, bunun hiç de önemli  olmadığını hissettiriyor. Gerçi ben bunu zaten normalde de yaşıyordum 😦  Malum, hormonlarımız oldukça değişti bu dönemde. Buna bağlı olarak da bağırsak kas dokusunda gevşeme oluyor. Ayrıca rahim büyüdükçe de bağırsaklara baskı yaparak normal çalışmasını bozuyor. Netice, kabızlık……..

 

Engellemek için;


Saflaştırılmıs, işlenmiş yiyecekler yemeyin

Lifli gıdalar tüketin: sebzeler hafif pişmiş ya da çiğ, meyveler kabuklu, ekmekler tam tahıllı yensin. Bezelye gibi baklagiller tüketilebilir. Kuru üzüm, kuru kayısı, kuru incir gibi kuru meyveler yenebilir. Normalde lifli besinleri az yiyorsanız birden yüklenmeyin! Çünkü lifli besinler geçici olarak şişkinlik ve gaz da yapabilir.

Büyük öğünler değil az az sık sık yiyin

Yemeklerinize azıcık buğday kepeği ekleyebilirsiniz

Bol sıvı tüketin; özelllikle de su. meyve sebze suları da iyi gelebilir. Sıcak suya sıkılan limonun iyi geldiği söyleniyor ama bende işe yaramadı. Kuru erik suyu da iyi gelebilir.

Egzersiz, yürüyüş; hamileliğin her aşamasında günde yarım saat-1 saat yürüyebilirsiniz. Ilk 3 aydan sonra da pilates gibi egzersizleri kendinizi zorlamadan yapabilirsiniz.

 

Ben şişkinliği çok fazla yaşamadım, sindirim sorunu kadar beni rahatsız etmedi ama bunu yaşayan çok fazla gebe var. Ben böyle anlarda bebeğimin bundan rahatsız olduğunu düşünerek endişe ediyorum. Ama aslında bu endişem yersiz, çünkü bebeğim amniyotik sıvı içinde güvende, etkilenmiyor. Hatta belki de sizin mide ve bağırsak gurultunuz ona eğlenceli geliyordur 🙂

 

Engellemek için;


Düzenli tuvalete çıkın; kabızlık, şişkinlik ve gaz nedeni

Çok fazla yemeyin; çok yediğinizde sindirim sisteminize yüklenmiş olursunuz

Hava yutmamaya çalışın; hızlı yemek yemek hava yutmanıza neden olabilir. Ya da benim gibi su şişesinden su içerken yutabilirsiniz. Ben bunu engellemek için özel ağzı olan mataradan içmeye çalışıyorum. Yutulan o baloncuklar şişkinlik yapar.

Gaza neden olan yiyecekler yemeyin; soğan, lahana, bürüksel lahanası, brokoli, kızarmış yiyecekler, şekerli tatlılar, baklagiller. Tabi bunları yemiyorsanız yerlerini tutacak besinler almanız gerek. Ben yaşayacağım problemi göze alarak kuzucuk beslensin diye yine de yemeye çalışıyorum 😦

Papaya ve zencefil; gaz sorununa iyi gelenebilecek bitkisel çözümler olabilir

 

Umarım bu tavsiyeler işe yarar. Doktorunuz da çözüm için talsid, mestil gibi bir iki şey önerebilir. Hiçbiri işe yaramazsa, bunun birkaç ay sonra geçeceğini düşünerek kendinizi avutun…….

 

Zen’den uyarılar…


-Hamilelikte ishal tıbbi müdahale gerektirir!

 

anne adayı Zen…….

Hamilelikte 4. Ay

Posted on Updated on

Artık kritik dönemi aştınız, o meşhur ilk 3 ay ı atlattınız ve 4. aya geldiniz. Daha önünüzde uzunca bir süreç var. O yüzden dikkati elden bırakmayın. Farkındaysanız git gide içinizdeki varlığa alışıyorsunuz. Kendinizi anne olmaya adapte ediyorsunuz. Ve bulanti ve kusmalar da azaldığından fiziksel olarak da rahatlamaya başlıyorsunuz.

 

Artık 2. trimester başlamış bulunuyor. Bu ay hissedecekleriniz;

 

yorgunluk ve halsizlik (beni en çok etkileyen durum )

bulantı ve kusmada azalma

* hamilelik boyunca sorun olan kabızlık

sindirim zorluğu, gaz, şişkinlik (doktorunuz gaz sorunu icin mestil, sindirim için talsid önerebilir, hamilelikte bir sakıncası yok)

* bazen baş ağrısı

*burun içinin şişmesi nedeniyle nefes alma zorluğu (özellikle gece), hatta bazen kanama. ciddi soluk alma güçlüğü yaşiyorsanız, hızlı nefes alip verdiğinizde dudaklarınız ve parmak uçlariniz morarıyorsa, göğüs ağrısı varsa ve nabzınız yükseldiyse acilen doktoru arayin! Burnunuz kanadığında uzanmayın, öne doğru eğilin. İki burun deliğinizi de parmak uçlarınızla 5 dakika sıkın. Kanama devam ediyorsa doktorunuzu arayın.

* işitme probleminiz olursa şaşırmayın

diş eti kanaması

* malum iştah artışı

el ve ayaklarda şişme

beyaz vajina akıntısı ; normal olan sulu, süt kıvamında, hafif kokuludur. Eğer kuru, yapışkan, peynir kıvamında ve kötü kokuluysa, yanma, kızarıklık, kaşıntı da varsa iltahaplanma var demektir! Merak etmeyin tedavi ediliyor.

* karnınız belli olmaya başlayabilir 🙂

* sırt ve bel ağrıları başlayabilir.

* goğüs bölgesinde ve memelerinizdeki damarlarda genişleme farkedebilirsiniz

* unutkanlık

* ve kim bilir belki de ayın sonunda bebeğinizin ilk hareketlerini hissedersiniz 🙂  (bebek hareketleri ile ilgili yazımda değineceğim)

Artık bebeğiniz için daha fazla kan yapmanız lazım, kansızlık yaşamamanız için doktorunuz folik asitinizin yanına bir de demir hapı ekleyecek.

 

Peki sizde bunlar olurken kuzucuğunuz nasıl gelişiyor?

 

* bu 2. trimester döneminde bebeğiniz en hızlı büyüme evresine girecek

* bu ilk 2 hafya içinde bebeğiniz minik böbreklerinde oluşan idrarı amniyotik sıvıya boşaltacak. Ürkütücü değil mi……

* Bu ayın ilk haftası bebeğinizin ses telleri oluşmaya başlayacak 🙂 onu duymak için deli gibi sabırsızlanıyorum…………

* bebeğinizin karaciğeri safra salgılamaya,pankreası

* bebeğinizin eli işlev kazanmaya başlar

* 14. hafta da bebeğinizin cinsiyeti ayırt edilebilir 🙂 offff çok merak uyandırıcı, ögrendiğimiz andaki heyecanı tarif edemem……

* bebeğiniz nefes alıp verirken amniyotik sıvıyı akciğerlerinin içine alıp boşaltır.

* ikinci hafta sonunda bebeğiniz emme yutma hareketi yapmaya başlayacak.

* bebeğiniz ilk başlarda mekanik hareket ederken artık daha yumuşak ve akıcı hareket etmeye başladı.

* bu ay bebeğinizin saç şekli belli olacak

* bebeğiniz artık başını çevirebilir

* kuzucuk artık tekme atabilir ama siz bunu daha hissedemezsiniz 😦

* bebeğinizin ayak tırnakları çıkmaya basladı.

* ve bebeğiniz bu ayın sonunda 10-12 cm uzunluzgunda ve yaklaşık 104 gr ağırlığında

 

4. ayda beslenme

 

*protein (günlük miktari 60gr)

*kalsiyum (1.000mg) (250ml yagsiz sutte 296mg, 1 bardak yogurtta 272 mg)

*potasyum (2.000mg) (avakado, patates, incir, muz)(potasyum destegi onerilmez)

*magnezyum (350mg)*fosfor (700 mg) (yeteri kadar protein ve kalsiyum aliyorsaniz  fosfor da aliyorsunuzdur)

*folik asit (folat in sentetik sekli folik asit, dogal sekli olan folasin e gore daha iyi emilir) (nohut, kurufasulye……)

*demir (min 30 mg) (kuru üzüm, kuru kayısı eğlenceli demir kaynaklarıdır)

*cinko (15 mg) (et, süt, tavuk, kuru baklagiller, kabuklu yemisler, yumurta sarısı)

*A vitamini (beta karoten icerir) ( sari, koyu turuncu, koyu yesil yaprakli sebzeler, kuru kayısı) (A vitamininin fazlasi toksik olabilir, bu nedenle en iyisi besin desteği yerine gıdalardan karşılayın)

*B vitamini (rafine edilmemis tam tahillardan, hatta kahvalti gevreklerinden alinabilir)

*B6 vitamini ( et urunleri, sut, yesil yaprakli sebzeler, patates,bezelye,  yulaf ezmesi, muz)

*B12 vitamini (sut ve sut urunleri, alabalik, sigir eti)

*fitokimyasallar (aromali otlar, baharatlar, tahillar, bakliyat, sebzelerde bulunur)

*biyotin (30mcg) (tam tahillar, karaciger,kuru baklagiller, findik, yumurta, karnibahar….)*gunluk alinan kalorinin %50 si kadar 

karbonhidrat

*emilimi arttirmak icin C vitamini (idrar yollari enfeksiyonlarını da önler)

*daha fazla meyve, sebze !!!!!!!

*ceviz, findik gibi tohumlardan kaliteli yararli yag alinabilir

*K vitamini (65mcg)(kan pihtilasmasi ve kalsiyumun kemiklere cekilmesi icin) (lahana, karnibahar, yesil yapraklilar, mercimek….)

tuketin.

 

Zen’den uyarılar, notlar….

– artık bu ay daha iyi bir hamilelik gecirmek ve kolay doğum yapmak için egzersilere başlayabilirsiniz. Pilates, günlük yarım saatlik yürüyüş, temiz, kimyasalları kontrol edilmiş bir havuzda yüzmek iyi gelecektir. Hiç birini yapamıyorsanız kegel egzersizlerini yapabilirsiniz. Tabii öncelikle doktorunuza danışın….

– bebek hareketleri genelde 14-26. haftalar arasında ama genelde 18-22. haftalarda hissedilir. Daha önce bebek sahibi olmuş bir anne daha erken hissedebilir. Ve zayıf bir kadın kilolu bir kadına göre daha erken hissedebilir.

– vajinal iltihaba mantar neden olduysa kolaylikla tedavi edilebilir, bunun doğum sırasında bebeğe geçmesi engellenmelidir. Bebeğin doğumdan sonra ağzında oluşan pamukçuk mantar iltihabına bağlıdır. Pamukçuk oluşmuşsa bile korkmamamız gerek, tehlikeli değil ve tedavi edilebilir.

-38 C üzerindeki sıcaklıklarda duş almayın, jakuziye girmeyin, sıcak su dolu küvete girmeyin

– yavaş hareket edin.

– sol tarafınıza yatarak uyuyun.

anne adayı Zen….

Hamilelikte Beslenme -Bölüm 2-

Posted on Updated on

Beslenmeyle ilgili yazımın ilk bölümünü geçenlerde yayınlamıştım. Ve dönemlere göre ortalama kalori miktarı, yemek yeme biçimimizi belirleyen mekanizma leptin ve grelin, aldığımız kilonun nereye gittiğinin dökümünden vs söz etmistim. Şimdi gelelim hamilelik denince herkesin aklına gelen ilk kavram olan aşermelere, mide bulantılarına…..

 Geçen gün hamile kadınlarda aşerme oranının %75 olduğuyla ilgili bir istatistiğe denk geldim. Ben o %75’e dahil değilim. Ve malesef yemek yemekle ilgili sorunum var. Ben en az bir besinden iğrenen % 50 lik gruptayım. Herkes cok kilo almaktan, fazla yemekten şikayet ederken, ben bu durumuma ilk başlarda seviniyordum. Ta ki bu hafta sonu doktorum kilo almam gerektigini söyleyene kadar. Zorunlu yemem gereken şeyler dışında birsey yiyemiyorum. Hatta onları da yiyemediğim zamanlar oluyor. Yemek yemeyi ilaç almak olarak düşünüp mecburiyetten yiyorum. Bu demek değil ki aşerme ve mide bulantıları ile ilgili yazmayacağım.

 Hamilelik enteresan bir dönem, herşey değişiyor. Vejeteryan bir kadına az pişmiş bir biftek dilimi hayal ettirebiliyor. Yada benim gibi çikolataya, kuruyemişe düşkün bir kadını bu zevklerden uzak tutabiliyor.

 Aşermenin olumsuz birşey olduğunu düşünmeyin, bu sizi utandirmasin. Aşermenin aslında size yardımcı olduğuna ilişkin pekçok araştırma var. Bilimsel spekulasyonlara göre aşerdiğimiz yiyecekler genelde C vitamini yada potasyum gibi ihtiyaç duyduğumuz besinler yada kalorili besinler. Ve bunlar fetal gelişim için gerekli. Mesela tuza aşeririz; çunkü sıvı miktarını dengelemek için sodyuma ihtiyaç duyuyoruz. Kuru, nişastalı yiyeceklere aşeriyoruz; çünkü mide bulantılarımızın geçmesini sağlıyor. Hatta boş mide bulantıyı arttırdığından onu doldurmaya çalışıyoruz. Örnekler böyle uzar gider 🙂 Demek istediğim aşerdiğiniz için üzülüp utanmayın, bu evrimsel avantajı değerlendirin. Yapmanız gereken şey aşerdiğiniz şeyin zararlı olduğunu düşünüyorsanız, onu yerini tutacak sağlıklı bir yiyecekle değiştirin. Mesela şekerleme aşeriyorsanız çikolata yada kuru kayısı gibi şeyler yiyin. (Ilerde bir liste paylaşacağım bu konuyla ilgili)

 Tabi aynı durum iğrendiğiniz yiyecekler için de geçerli. Benim gibi tavuk, kuruyemiş gibi yemeniz gereken bazı şeyleri yiyemiyor olabilirsiniz. Kendinizi biraz zorlayın, hala yiyemiyorsanız yerine ikame yiyecekler tuketebilirsiniz. Bir sonraki bölümde bu listeyi vereceğim.

 Ve yine benim gibi laktoz dayanıksızlığınız varsa laktozsuz süt tüketebilir yada süt içmeyip daha fazla yoğurt ve peynir yiyebilirsiniz.

 Pika; duymuş yada görmüştürsünüz, kim bilir belki siz yaşıyorsunuzdur. Kile, toprağa, kağıda, buza, boyaya, tebeşire, sigara külüne aşerenler olabilir. Bu genelde demir ve çinko eksikliğinden kaynaklanır.  Demir ve çinko takviyeleriyle pika engellenebilir.

 Bir de ozellikle ilk 3 ay içinizi dışınıza çıkaran bulantılar var. Merak etmeyin arasıra kendini gösterse de 14. hafta gibi geçecek. Ben mide bulantısını çok yaşamayan şanslı %20 lik gruptayım 🙂 Ve görünen o ki, mide bulantısının anneden kıza geçen genetik bir yanı da var. Ve yine aşermede olduğu gibi fetusu koruyucu nitelik taşıyor olabilir. Bebeğin zarar görmeye en açık olduğu ilk 3 ayda görülmesi de bir işaret olabilir. Çünkü küçük kuzucuğunuz kendini potansiyel toksinlerden korumaya çalışıyor.

 Tabi bulantının nedeniyle ilgili hala kesin bir netice yok. Bazı arastırmalara göre hamileliğin başında yüksek olan hCG hormonuyla ilişkili olabileceği söyleniyor. Tabi sindirim trakının gevşemesi, koku hassasiyetinin artması da diger parametreler. Sanılanın aksine psikolojinin etkisi çok az.

 Bulantıyı azaltmak için;

* acıkmayı beklemeden sıksık yemek yiyin. Boş mide bulantı yapar.

* yapabiliyorsanız bulantıdan once yemek yiyin. -ki bence çok zor.

* gece midenizin boş kalmasını ve kan şekerinizin düşmesini önlemek için yatmadan önce protein yada karbonhidratli birsey yiyin. Gerekirse başucunuzda bulundurun.

* sabah yavaş hareket edin; hızlı hareket bulantıya neden olur.

* yemekten önce ve sonra dişlerinizi firçalayın ya da ağzınızı çalkalayın.

* sıcak yiyecekler yerine soğuk yiyecekler yiyin. Sıcak yiyecekler koku duyusunu uyarır.

* sigaradan ve sigara dumanından kaçının

* mümkünse -ki çok zor- stresi azaltın

– Doktorunuz önermeden bulantıyı önlemek için ilaç kullanmayın!

-Kusuyorsanız bol sıvı tüketin, kaybettiğiniz sıvıyi geri alın!

 Hiperemezçok fazla kusma. Sıvıları 24 saatten fazla tutamayıp kusuyorsanız, hamilelerin %1-3’unde görülen bu rahatsızlığı yaşıyor olabilirsiniz. Çoklu gebelik, diyabet, hipertiroid gibi durumlar varsa hiperemez görülebilir. Dikkat edin, hafife almayın.

Zen’den uyarılar….

Hamileliğinizdeki beslenme şekliniz bebeğinizi uzun vadede etkileyecek. Mesela doğum öncesi beslenme eksikliği yetişkinlikte şizofreniye neden olabilir.

 anne adayı Zen…..

Not: ingilizce klavye kullanmamdan dolayı yazım bazı harf hataları içeriyor olabilir. Elimden geleni yaptım, bu kadar oldu 😦